Kimi başarı öyküleri, kişisel hırslara yenik düşünce, yarı yolda kalır. Mustang’de olduğu gibi. Bu efsane de her şey var.
Klasik otomobil denilince akla gelen ilk markalardan biridir Mustang… İnsanların otomobilleri ile ilişkilerinde bir devrim yaratan Mustang’in hikayesi, 2′nci Dünya Savaşı’nın sona erdiği günlere uzanıyor… Tüketimin hızla canlanmaya başladığı 60′lı yılların Amerikasında, otomobilin en büyük statü sembollerinden biri olarak görülmesi, bu fırsatı gören Ford yöneticilerinin, aileyi zorlayarak yeni bir dönem açmasını sağladı. Başarının arkasındaki kilit isim ise Henry Ford II değil, o yıllarda şirketin bölüm şefi olan Lee lacocca‘ydı. Ama Mustang’in başarısı, Henry Ford‘a fazla gelmişti. Gücünü yeniden hissetmek istedi, unutulmaz bir konuşma ile lacocca’nın işine son verdi… Bir yönetim dersi olarak görülen bu hikayede aradığınız her şey var: Vizyon, cesaret, kıskançlık, deha, güç savaşı, korku, rekabet, strateji, fırsat okuma…
Küreselleşmenin küçük rüzgarlarla esmeye başladığı, yabancı şirketlerin pazar dengelerini değiştirdiği ilk yıllar… Amerikalı üreticiler, alıştıkları gibi geniş otomobiller üretirken, küçük binek otomobiller, yabancı üreticilerle pazarda boy göstermeye başlıyor. Tüketicinin bu yeni konsepte gösterdiği ilgi, Amerikalı otomotiv devlerini radikal bir dönüşüme zorluyordu. Ama değişim yetmiyor. Bu kez, Amerikalı üreticiler arasında da rekabet başlıyor.
lacocca, Ford’u ikna etmek için gelecek 20 yılda, otomobil müşterisinin profilin nasıl değişeceğine dair bir araştırma yaptırıyor.
Bu araştırmaya göre; 18-34 yaş arası otomobil kullanıcı sayısında yüzde 50 artış olacağı öngörülüyor. Amerikan ailelerinin gelecekte daha fazla harcama gücü olacağı ve 10 yıl içinde 2 otomobile sahip aile sayısında önemli bir artış görüleceği de bir başka önemli tespit olarak ortaya çıkıyor. lacocca, Henry Ford’u adeta veri yağmuruna tutarak, gençlere yönelik spor otomobil ile yeni bir patlama yapacaklarına inandırmak için tam 6 mücadele ediyor. Sonunda, başarıyor. Ancak bir şartla! Ford, otomobilin arka bölümünün bir kaç santim uzatılarak, daha geniş oturma alanı sanlanmasını sağlıyor.

Mustang’in ön panjurunun değişmezi olan yabani at, 2′nci Dünya Savaşı’nda kullanılan P-51 süper avcı uçağından alıyor…
Satış Rekoru Kıran Efsane
Tarih: 9 Nisan 1964, yer Ford’un Michigan Dearborn tesisleri. Adını 2′nci Dünya Savaşı’nın savaş uçaklarından biri olan Mustang’den alan yeni bir otomobil doğuyor. 17 Nisan 1964′te, Amerika’daki bütün televizyon, radyo, gazetelerde yoğun bir tanıtım kampanyası başlatılıyor. 6 ve 8 silindir olmak üzere, 2 ayrı motor seçeneği, küçük, hafif yapısı ve özgün tasarımı ile bu otomobil, piyasaya çıktığı ilk gün 25.000 satıyor. Rekor kırıyor. Gençlerin ve ruhu genç kalanların kalbini fethediyor. Hatta o kadar hızlı satılıyor ki; Deaborn’daki tesis taleplere yetişemiyor. Bunun üzerine Ford’un San Jose, Metuchan ve New Jersey’deki tesisleri devreye alınarak, ek kapasite yaratılıyor.
1964′ün sonuna gelindiğinde, Mustang’in satışları 260.000 adete ulaşarak, inanılması güç bir rekor kırılıyor. 1965′de birkaç küçük değişiklikle “64″ ve “65″ modeller, birbirinden ayrılıyor. Bu nedenle 1964 modeller, “1964,5″ olarak anılmaya başlanıyor. Mustang üretimi, 1966 ynei model için 500.000′e ulaşıyor. Rakibi olmayan bu otomobil, “pony car” (küçük, kullanışlı, aynı zamanda tasarımı şık) denilen yeni bir sınıf yaratıyor. lacocca, Mustang’in başarısı ile Time, Newsweek gibi dergilere manşet oluyor. Kariyerinde büyük bir çıkış yaşıyor. Burada ayrı bir parantez açmak lazım; lacoca’nın başarısı ve efsane yönetici haline gelmesi sonunda Henry Ford’un kıskançlığını önlenemez bir noktaya geitiriyor. Ani bir kararla, onuı görevden alıyor. Ama bu durum, lacocca’nın sektördeki başarılı kariyerine engel olmuyor…
Duraklama dönemine doğru…
Evet, Mustang ailesi, Mach1 ve 302 Boss serileri ile 1969′da da fırtına gibi esmeye devam etti. 1971′de Matc1‘in üretimi durdurulurken, 302 Boss ise 0′dan 100 km’ye 5,8 saniyede ulaşabilen motor gücü ile hız tutkunlarının gözdesi oldu. Ancak, 1974′te başlayan petrol krizi ile herşey tersine döndü. Aynı yıl 2′nci nesil modeller piyasaya sunuldu, ancak eski şaşalı günler yakalanamadı. Aynı dönemde pazara giren yüksek performanslı, ekonomik Japon otomobilleri Amerikan arabalarının yerini almaya başladı. 1979′da Ford, 3′ncü nesil Mustang’leri görücüye çıkardı. Bu araç güç seçenekleri ile efsaneyi yaşatmaya çalışsada yalnızca 1987′de üretilen GT 5.0 amaca ulaşabildi. 1993′de üretilen 4′ncü nesil Mustang GT serisi ile Amerikan otomobil severleri ve dünya’nın dört bir yanındaki otomobil tutkunlarının yeniden gözdesi olmayı hedefleyen Ford, yüksek rekabet nedeniyle yine başarılı olamadı.
2005′te üretilmeye başlanan 5′nci nesil Mustang’ler ise 1964′ün hatlarını taşıyor. Vietnam asıllı mühendis Hau Tahi-Tang tarafından tasarlanan 2010 Mustang GT 500, 5,4 litrelik motoruyla geçmiş başarılarına biraz daha yaklaşacak gibi görünüyor… 45 yılı geride bırakan Ford Mustang, 1964′ten günümüze, aralıksız üretilse de, her zaman ilk yıllardaki modelleriyle anıldı…
Farklılaştırma stratejisi, ile Mustang çok güzel bir pazarlama stratejisini sergiledi. şirketin bir yeteneğini rakiplerine oranda daha fazla geliştirerek ürün veya hizmetine değer katması üzerine yoğunlaştı. Burada bahsi geçen farklılaştırma kalite, servis, teknoloji konusunda olabilir. Önemli kriter müşterilerin bu farklılığa daha fazla para ödemeyi kabul etmesidir. İşte bunu Mustang ile Ford çok güzel yapmıştı….
Aslında bu teknoloji sektörü için de geçerli… Özellikle Mustang’da olduğu gibi, pazarın tamamına odaklanmak yerine belli bir bölümdeki müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda özel hizmet veya ürünler oluşturmaktır. Bu yöntemi niş pazarlara odaklanma olarak da adlandırılmaktadır. İhtiyaçlara ve farklılıklara göre, dağıtım maliyetlerine ulaşmak… Ürün ve hizmetleriniz ile müşterilerinize, ayrıcalıklarını hissettirirseniz işte o zaman popüleritesi olan bir hizmet ağını kurmuş olursunuz…










Twitter Updates
Written by Ufuk KILIÇ
Topics: Sektörel Yaklaşımlar