Yeni bir yıla girmemize artık saatler kala şöyle bir 2009 yılının sektörel analizini yapmak gerekli diye düşündüm. Hem de yılın son yazısı olarak paylaşmak istedim.
2009 yılında Dünya teknoloji piyasası gerek donanımsal gerekse en dikkat çekici ve etkili alan olan internet’in baş döndürücü gelişmeleri ışığında geçti. En basit ve aklımıza gelen sosyal ağların internet kullanımında hızlı bir şekilde taşıyıcı güç konumuna getirmesi oldu. Elbette bunlar sadece madolyonun görünen ve eğlenceli yüzüydü.

Şimdi bu yazının temel kaynağını oluşturan ülkemiz bilişim sektörüne bakalım. 2001 yılından bu yana dile getirilen bir söylem vardır: Toplumlar arası yarışta önde olabilmek için bazı gereksinimler söz konusudur. Örneğin, ülkenin ekonomik gelişimi söz konusu olur. Örneğin, Ekonomik gelişme bilgi ve teknolojiden faydalanmakla ve bunları üretmekle olur. Örneğin, Bilgi ve teknoloji üretiminin dünyadaki mevcut bilgi/verilere erişimle mümkün olur. Buna ve bunlar gibi bazı söylemleri şirketler ve kurumlar kendilerine vizyon edinirler -ki keza Türkiye’de de aynı şekilde benimseniyor, dile getiriliyor ama bir boşluk hissiyatı ile malesef hayata geçirilecek adımlar atılamıyor. Bu söylem aslında çok önemli. Çünkü Türkiye Bilişim sektörünün yasal bazı düzenlemelere ihtiyacı var. Yazılım piyasasında olsun bunların yurtdışı ihracatlarında olsun, internet alanı -ki en ciddi sorunları taşıyor bu ve buna benzer yasal düzenlemelerin oluşturulmasıyla artık bir düzlüğe çıkıp uluslararası sektör arenasında bizde varız diyebilmeliyiz.
Şimdi iyi gelişmeler olmuyor mu? elbette oluyor. Üstelik sektör adına çok iyi gelişmeleri ve başarılı projeleride sıkça görüyoruz artık. Bu bahsettiğim yasal düzenlemeler bizim son 4 – 5 yıldır bir çok konferans ve toplantılarda dile getirdiğimiz ve yine bilişim sivil toplum kuruluşları ile ortak çalışmalarımızda bildiri raporları hazırlayıp ilgili kurumlara ulaştırmaya kadar varan ciddi girişimlerdi. Hepimizinde bildiği ve teknolojyii her alanda kullanırken sorunlarını hissettiğimiz bazı yasal ve yasal olmayan sorunlardı. Buna özellikle yazımın başlarında değinerek bahsetmek istedim. Umarız 2010′nda bu yasal düzenlemeler konusunda ciddi bir adım atılır ve gerek şirketlerin gerekse teknoloji kullanıcılarının daha rahat bir şekilde bilgi teknolojilerini kullanmalarına ön ayak olunur.
2010′da ORCAS adından sıkça söz ettirecek!
Gelelim Bize! 2009 yazında büyük bir heyecanla kurduğumuz ORCAS Bilişim Teknolojileri olarak geride bıraktığımız çeyrek dönemlik süreçte kurumsal yapımızın her geçen gün daha da büyüdüğünü görmek bizleri sevindiriyor. Süreç içerisinde kurduğumuz güçlü iş ortaklıklarımız sayesinde hedeflerimize bir adım daha yaklaşarak emin adımlar ile ilerliyoruz. ORCAS’ı kurarken tek büyük vizyonumuz olan dünya standartlarında, uluslararası sektör şirketleriyle yarışan bir yapıyı oluştmak için yola çıktık. Bu hedefimize doğru düzenli ve emin adımlarla ilerliyoruz. Mobil teknolojiler ve internet alanında ciddi bir kurumsal planlamaya doğru gittik.

Başarı öyküleri çıkaracağımız bu çalışmalarımızın en önemli noktası ise Türkiye pazarına sunacağımız çift yönlü katma değerli hizmet servislerimizde saklı. Önümüzdeki süreçte bunlarıda gerek kurumsal sitemizden gerekse buradan paylaşmış olacağım. 2009 yılında etkin olarak devam eden girişimcilik serüvenimizin altın yılı olduğunu övünerek belirtmek istiyorum. Ülke ekonomisine ve en önemlisi gerekli insan kaynağına yaptığımız istihdamımız göğsümüzü daha da kabartıyor. Tekrar belirtmeliyimki 2010 yılında daha üretken çalışan, projeler üreten ve marka gücünü yükselten bir ORCAS Bilişim Teknolojileri şirketi göreceksiniz.
Gelelim sektörel gelişmelere ve 2009′daki önemli verilerin nelerin olduğuna:
2009 yılında Türkiye bilişim pazarı yüzde 20 artışla 25,1 milyar Avro’ya ulaştı ve Türkiye’nin yüksek teknoloji alanında önemli bir bölge haline geldiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Türkiye, Avrupa içinde en hızlı büyüyen ülkelerden biri ve pazar hacmi açısından lider ülkeler sıralamasında Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya’dan sonra altıncı ülke olarak 2008 yılındaki gibi yer alıyor. Türkiye, bilgisayar donanımı, yazılımı ve bilişim servisleri gelirleri açısından 2009′da yüzde 17 büyüyerek 4,7 milyar Avro’ya ulaştı. Diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak Türkiye, özellikle bilişim donanımı pazarında çok güçlü bir biçimde büyüyor. Bunda internet kullanımının yaygın bir şekilde artmasının çok büyük etkisi var.
Dünya bilgi ve iletişim sektörü pazarı yüzde 10’un üzerinde büyüyor. Bu pazarın 2009’da ise 2.488 milyar Avro değerine ulaşması ciddi bir büyüme olarak gözlemlendi. Dünya bilgi ve iletişim sektörü pazarının yüzde 60’ını telekomünikasyon sektörü oluşturuyor. Telekomünikasyon sektörünün 2008’de 1.399 milyar avroydu 2009’da ise 1.471 milyar Avro değerinde olması mobil teknolojilere de yansıdı.
Bilişim Sektörü sermayesinin düşük, fikrin daha yoğun, sunduğu katma değerin yüksek olduğu bir sektördür. Özellikle yazılım ve hizmet alanında büyük fabrikalara, üretim tezgahlarına ve pahalı hammaddeye ihtiyaç olmadan yüksek katma değer oluşturabilen nadir sektörlerden olduğunu bilin, unutmayın ve tekrar tekrar hafızalarınızda yoklayın…
Diğer taraftan Dünya bilişim teknolojileri ekipmanı pazarı büyümesini sürdürüyor. Bu pazarın, 2008’de 303, 2009’da ise 313 milyar Avro değerinde oldu. Dünya BT hizmetleri / yazılım pazarına baktığımızda, yazılım sektörünün ortalamanın üzerinde büyüdüğünü gördük. Bu pazar, 2009’de yüzde 8,7’lik büyüme kaydetti. BT hizmetleri / yazılım pazarı 2008’de 661, 2009’da ise 704 milyar Avro değerinde seneyi, kapatmış oldu.
Dünya telekomünikasyon donanımı pazarının yüzde 80’ini taşıyıcı hizmetleri oluşturuyor. Bu pazarın 2008’de 1.399, 2009’da ise 1.471 milyar Avro değerinde olması mobil iletişim teknolojileri alt yapısına önem verilmesine neden oldu. 3G ile başlayan süreç artık 4G ‘nin aktif olarak kullanılmasına neden oldu. Bu pazarda taşıyıcı hizmetlerinin 2009 yılında 1.189 milyar Avro gelir getirmesi alt yapı yatırımlarının ikiye katlanmasına da neden oldu.

Hangi atılımları gerçekleştirmemiz gerekiyor?
Açıkcası buraya 1 sene önce 2008 yılında paylaştığım “bilişim sektörü için gelecek adımlar” başlıklı yazımdaki bazı kesitlerden yine örnekler vererek paylaşmak istiyorum. Çünkü bu görüşlerimiz 2015 yılına kadar süresi olan ve bu süreçte hayta geçirilecek bazı reformların bilişim sektörümüzün şirketler arası ve insan kaynağının gelişimine büyük ölçüde katkı sağlayacağından ötürü önemlidir.
Nelerdi! bu yapılması gerekilen kritik işler dilerseniz bir kaç satırbaşı ile listeyelim;
* Ar-Ge faaliyetleri ile inovasyona yatırım yapılmalı. Teknoparklar geliştirilip sanayi için bir bilimsel know-how yuvası haline getirilmeli.
* Teknolojik alanda donanım teknolojileri üretimi, teknolojideki değişimin yavaş olması nedeniyle karlı bir alan. Ar-Ge faaliyetleri ve inovasyon sayesinde bu alanda geliştirilen teknolojiler Türkiye’nin uzun vadeli kalkınmasını sağlayacaktır.
* Yazılım ve hizmet uzmanlığı sayesinde hem ülke içindeki kurumların büyümesi sağlanmalı hem de bu alandaki know-how’ın dışarıya ihraç edilmesiyle ülke kalkınmasına katkıda bulunulmalı. Özellikle mobil penetrasyonun yüksek olduğu ülkemizde mobil teknolojiler ve uygulamalar bakımından bölgesel güç olmaya aday.
* Türkiye’nin genç nüfus potansiyeli, çeşitli eğitim programlarıyla fırsata dönüştürülmeli, girişimciliğin önü açılmalı. Geleceğin sektörü olarak görülen hizmet alanında yetişmiş insangücü oluşturulmalı.
* Bilgi ve bilişim tabanlı milli eğitim sisteminin oluşturulup uygulanması, genç nüfusun bilgisayar okuryazarlığı eğitimini sağlayacak politika ve uygulamalar geliştirilmeli.
Oldukça dikkat çeken ve düzenlenip hayata geçirilmesi gerekilen konular değil mi? Teknolojinin ekonomik katkısını düşündüğümüzde, Ekonomik kalkınmanın bilgi ve teknolojiyle olduğu gerçeğini bu tür yapısal reformaları hayata geçirmekle olduğunu biliyoruz. Bu konudaki tüm veriler başka yolunun olmadığını gösteriyor. Diğer bir deyişle Türkiye’in bilgi ve teknolojiyi kullanmaktan, paylaşmaktan ve üretmekten başka çıkar yolu yoktur.
Nasıl bir Türkiye düşlüyoruz!
Öncelikle şunu söylemekte fayda var; Türkiye yeni bir vizyonla, yeni bir atılıma geçmek için planlarını yapmak zorunda olduğunun farkında. Bunun için de Bilişim, farklı ve daha ileri bir Türkiye için hem tüm sektörlerin itici gücü olacak, hemde kendi başına güçlü bir ekonomi oluşturacak. Bu ülkemizin gelişmesi için bir gerçek ve zorunluluktur.
Teknoloji artık oldukça ucuzladığı gibi teknolojideki pek çok engel aşıldı ve her cihazın birbiri ile konuşması mümkün hale geldi. Teknolojik yatırımlar kendilerini çok hızlı geri ödeyebildikleri için artık büyük engellere de takılmıyor, kendi kaynaklarını yaratabiliyor. Türkiye teknoloji kullanımında oldukça iyi bir durumda. Özellikle iletişim araçlarının yaygınlaştığı, büyük şirketlerin teknolojiyi iyi kullandığı, bakanlıkların kamu kuruluşlarının elektronik ortamda varoldukları ancak bunların genel bir şemsiye altında toplanarak e-Türkiye dönüşümünün yaşanması gerektiği görülüyor. e-Devlet platformunun geliştirilmeye ve güvenlik konusunun daha da kuvvetlendirilmesine ihtiyaç vardır.

Fırsatlar açısından değerlendirilirse, tüm gelişmiş ükelerde ekonominin büyük kısmı hizmet alanında. Örneğin ABD’de 10 trilyon $’lık ekonominin 6 – 7 trilyon doları hizmet alanında ve araştırmalara göre ABD’nin 2015 yılına kadar 138 milyar $ değerindeki 3.5 milyon BT işini kendi ülkesi dışına kaydırmak zorunda olduğu görülüyor. Pek çok ülke buna hazırlık yaparken telekomünikasyon alanındaki gelişmelerle birlikte bu hizmetler coğrafya bağımsız alınabilecek durumdadır.
Kişi başına istihdam yaratma maliyeti en düşük bilişim alanında yer alıyor. Üretim ve hizmet alanında bu 100 bin $ seviyelerinde iken bilişim alanında 7-8 bin $ seviyelerinde. Daha az yatırımla daha fazla geri dönüş elde etmek sadece bilişim sektöründe mümkün. Dolayısıyla Türkiye’nin bu alana öncelik vermesi şarttır. 2010 yılı Türkiye Bilişim sektörü açısından hareketli ve yoğun bir tempo içerisinde geçecektir. Özellikle içerisinde bulunduğumuz stratejik bölgesel statümüzün ve etkili insan kaynağımızın katkısı tartışılmaz olacak.
Genel özetlemeyle bu şekilde 2009′daki son blog yazımı paylaşmış oldum. Önümüzdeki yıl daha aktif bilgi paylaşımlarında, konferanslarda, seminerlerde ve toplantılarda bir araya gelmek dileklerimle.
Yapacak çok ama çok işimiz var! Doğru kaynaklarla, doğru analizlerle, iyi planlanmış proje yönetimleriyle ve en önemlisi global bir bakış anlayışıyla… İyi günlere, iyi senelere…










Twitter Updates
Written by Ufuk KILIÇ
Topics: Sektörel Yaklaşımlar