Web 2.0’da Servis Yönelimli Mimari Esintisi
Gelecek nesil internet uygulamalarını barındıran Web 2.0 + Web 3.0 için daha hızlı servis ve kullanıcı bazlı içerik paylaşımında Servis Yönelimli mimarinin (SOA) etkisi oldukça yüksek değer katacaktır. Genelde bilirsiniz yazılım projeleri için geçerli bir standart konumunda SOA ama artık web uygulamalarında da mutkala uygulanması gerekli bir alt yapıyı oluşturuyor. SOA ile ilgili benim üniversitede defalarca yaptığım sunumlarda anlattığım şekilde;
SOA uzun vadede uygulamalar arasındaki entegrasyon maliyetlerini gerek hizmetleri tekrar tekrar kullanarak, gerek standartları benimseyip uygulamalar arasında karşılıklı çalışabilirliği artırarak düşürmeyi; ayrıca gerektiğinde hizmetleri lego taşları gibi kullanarak iş süreçleri oluşturmayı ve böylelikle iş ihtiyaçlarını daha hızlı gerçekleştirebilmeyi amaçlıyor…

Bir düşünün! iş ihtiyaçlarını daha hızlı gerçekleştirebilmeyi amaçlıyor, diğer taraftan Web 2.0 gibi bir nimet karışımızda, projelerde SOA’yı yansıttığımızda daha hızlı servisler sunulabilir. Sosyal ağlarda kullanıcı memnuniyetini düşünüyorsanız eğer –ki düşünüyorsunuz dur, SOA Web 2.0 projeleriniz için artı bir katma değer sağlayacaktır. İçerik ve dosya paylaşımı yönetimini ele aldığımız da ağırlığı daha fazla basıyor. Business to Business e-ticaret uygulamalarında da artık Web 2.0 sayesinde karşımıza yeni bir kavram çıkıyor.
Bu kavram, Business to Community – B2C 2.0 uygulamalarını SOA ile bütünleştirerek kullanacağız. Kurumsal şirketlerin daha fazla dikkat edeceği konularında başında gelecek olan Business to Community kendi planformlarında kullanıcılara en iyi hizmet ve bilgiyi sunacakları ortamı hazırlayacak. Yaratıcı servis ve ürünleri geliştirmede en etkili rolü üstlenecek olan yine SOA olacak.
Yeniş nesil iş dili olarakta Language of Business ile SOA & Web 2.0’lı günleri yeni web girşimlerinde tez zamanda göreceğimizi umuyorum. Projelerde belirli standartları ve mimarileri oturtmak gerekiyor. Başarılı web girişimleri için mutlaka proje alalizlerini iyi yapmak gerekiyor…
Bol SOA’lı günler dilerken
Web 3.0’a doğru ilerlediğimiz şu günlerde Sosyal Paylaşım Ağlarının daha güçlü servisler haline geldiklerine tanıklık edeceğiz…
Etiketler: B2C, Language of Business, Servis Yönelimi Mimari, SOA, Sosyal Ağlar, Uygulama Geliştirme, Web 2.0, Web 3.0, İnternet
Tarih: 7 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | Yorumda Bulunun
Sosyal Ağlarda Popülerite Blog’lara Ait
Daha önceki yazılarımda blog yayıncılığının önemine değinmiştim. Web 2.0’ın sosyal ağlar ile birlikte tam anlamıyla bir patlama yaptığına tanık olduğumuz geçtiğimiz yıllarda en çok popüler olan konuların başında geliyordu blog yayıncılığı. Blogger, Wordpress, Live Spaces v.b servislerin de hizmetler sunmasıyla beraber daha da tavan yaptı.
Hemen buna değinmişken aşağıda yine bir istatistiki bilgi sunuyorum. Universal McCANN grubundan Tom Smith liderliğinde yapılan araştırmada ülkeler bazında blog yayıncılığın oranlarının yer aldığı bir araştırma sonucu.

Avrupa bölgesinde 18.’nci sırada gördüğümüz Türkiye’nin 1.5 milyon yayın yapan blog kullanım oranı yer alıyor. Blog’lar önemli çünkü yeni girişimlere Web 2.0 ve hatta Web 3.0’ın gelişmesine büyük katkı sağlayacaklar. Reklam yayıncılığında yeni bir döneme gireceğiz önümüzdeki dönemde, Google, DobleClick v.b online reklamcılık hizmeti sunan şirketlerin haricinde tamamıyla şirketler blog’lar üzerinden pazarlamaya yönelecekler. Şimdi şu kanıya varmak istiyorum: Web 2.0 = Blog’lar + Enterprise 2.0 = Online Reklamcılık. Bunun sonucundada blog’lar üzerinden katma değerli servislerin sunulacağı yeni girişmlere ön ayak olacaktır.
Ülkemizde bir diğer önem kazanacak servisler ise dijital video yayıncılığı olacak. Bu konu üzerinede çok şey yazılıp çizilecek zaten, ilk bulduğum fırsatta bu konuyada değineceğim. Önümüzdeki dönemlerde Web 2.0 projelerinde iyi örnekleri göreceğiz.
Yine aynı şekilde içerik, dosya paylaşımlarında da artışın olacağını düşnürsek, yeni servislerin karşımıza çıkması hiçde şaşırtıcı olmayacak. Sosyal ağların can damarları, dosya paylaşımı, fotoğraf paylaşımı ve video paylaşımları. Yenilikçi fikirleri iyi analiz etmek lazım. Gelecek bir kaç yıl içerisinde ülkemizde de göreceğimiz IPTV hizmetini göz önününe alırsak bu tür projeler ile IPTV için ayrı değer katacak servisler oluşturulacak. Bu alanda büyük şirketler bile henüz tam anlamıyla çalışan servisler üretmediler.
Bir çoğu test aşamasında. Önemli olan ülkemiz içerisinde bu tür servis ve hizmetlerin üretilip hatta olabilirse dışarıya ihracı yapılabilir. Microsoft, Dell, Intel, Yahoo gibi şirketlerin bu alanda sunacağı hizmetlerin ülkemize gelmesi hayli bir zaman alacağından şimdiden iyi bir girişim gösterilmeli. Diğer taraftan Turkcell, Vodafone, Avea ve Türk Telekomu düşününce bu alanın ne kadar rekabetli geçeceği şimdiden belli oluyor. Ama dediğim gibi geniş bir servis ağı mevcut. İyi projeler çıkarabilirseniz analizlerini iyi yapabilirseniz Web 2.0 girişimciliğiniz açısından iyi bir fırsat olabilir…
Etiketler: Blog Yayıncılığı, Blogging, Google, IPTV, Microsoft, Online Reklam, Sosyal Ağlar, Web 2.0, Yahoo
Tarih: 6 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | Yorumda Bulunun
Bana Bir Fikir Söyle 40 Yıl Yatırımcın Olayım
Başlık aynen bu şekilde arkadaşlar. Neden mi? Bu şekilde yazdım? Çünkü şu sıralar sosyal ağ projeleri üreten ve birşeyler yapmayı düşünen arkadaşlardan email’ler alıyorum. Sağolsunlar gösterdikleri ilgi benide memnun ediyor ve daha fazla yazmaya teşvik ediyor
.
Benden fikir isteyen çok fazla sayıda arkadaş var. Bunları gönderdikleri email’lerde belirtiyorlar. Cidden fikir muhabbetlerini bence internet ile ilgili etkinliklerde bir araya geldiğimizde saklayalım. Çünkü yüzyüze karşılıklı konuşmalarda daha iyi fikirler çıkabiliyor
Eğer bu bu yönde projeler üretmeyi düşünüyorsanız projelere nasıl başlanır nelre ihtayaç duyulur gibi konuları mutlaka araştırıp bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Ben bu tarz detaylara bu yazımda inmeyeceğim ama tek söylemek istediğim Proje + Yenilikçi Fikirler var burda hemfikiriz, ama önemli olan sermayenin olmayışı. Sermayede olmadan projenin pek bir anlamı olmuyor açıkcası. Bazı bedeller vererek gayret gösterip projenizi ayağa kaldırabilirsiniz ama bir yere kadar.
Ülkemiz’de bu alandaki en ciddi sıkıntıların başında yatırımlar geliyor. İyi bir fikriniz var ise mutlaka zaten girişim gösterip kaynalar bulabilirsiniz. Önemli olan iyi bir proje, taklitlerden ziyade yeni nesil dediğimiz servisler sunacak projelerin oratay çıkarılması önemli. Ama artık risk sermayesi olarak adlandırmığımız venture capital’lar sayesinde bu sorunlar ortadan kalkacak gibi. Türkiye’de de yavaş yavaş risk sermayesi sunan şirketlerin ve kişilerin sayısı artıyor. Çünkü Türkiye bulunduğu konum ve gösterdiği girşimcilikler sayesinde cidden altın madeni ülke konumuna doğru gidiyor.
Şimdi aşağıda bir resim veriyorum. Bu resimi mutlaka iyi irdeleyin eğer sorularınız olursa zaten bana email atabilirsiniz. Bu resim projelerde kullanılması yada yansıtılması gereken önemli detayları sunuyor.

Türkiye’den yeni nesil web girişimlerine çok iyi örnek projeler göreceğimize inanıyorum. Ülkemiz internet sektörünün daha da gelişmesine katkı sağlayacak çalışmalarıda bu yönde servisler üreten şirketlerimizin gösterdikleri girişimcilikleri sayesinde olacağına inanıyorum.
İlerleyen zamanlarda risk sermayesi yatırımlarını daha detaylı olarak irdelemeyi umuyorum. Örneğin projelerin hangi evrelerden geçmesi gerekir, proje analizlerinin oluşturulması, içerik oluşturmada dikkat edilmesi etkenler gibi konuları daha detaylı ele alacağım. Yine bu yönde çalışmalar yapan kişiler ile sohbetlerimide yine buradan söyleşi tarzında yayınlamayı düşünüyorum.
Gaz vermiş gibi olmasın ama son olarak şu sözü söyleyeyim, Eyy Gençlik Unutmaki!!! Girişimcilik Sizin Damarlarınızdaki Asil Kanda Mevcuttur
Etiketler: Proje Geliştirme, Risk Sermayesi, Sosyal Ağlar, Türkiye, Venture Capital, Web 2.0, İnternet, İnternet Sektörü
Tarih: 6 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | 1 Yorum
Web 2.0 Servisleri Kurumsal Uygulamalara Katma Değer Sağlıyor
Şirketlerin son 2 yıldır büyük önem gösterdiği Web 2.0 tabanlı servisler giderek genişliyor. Özellikle artık Web 2.0’ı savunma sanayii’nde de görmeye başlıyoruz. Amerikan savunma bakanlığı askeri birliklerin deniz kuvvetlerindeki gemilerinde faaliyet gösteren tüm çalışmalarını web 2.0 tabanlı uygulamalar ile takip ediyor. Konuyu açacak olursam örneğin gemilerin yakıt kullanım oranları ve ne kadar oranda yakıtlarının kaldıkları, kullanılan mühimmat’ların kullanım oranları ve ne kadar daha gerekli oldukları yönündeki tüm bilgileri takip ediliyor. Buna gemilerdeki silahlar bile dahil. Neyse soğuk savaş döneminde bunlara girmeyelim
Demek istediğim Web 3.0 ve Semantik web’e geçiş sürecinde Web 2.0 ile yapılacak projelerin hangi alanlarda projeler üretilmesi gerektiğini irdelemem. Geçtiğimiz yıllarda üniversitelerde düzenlediğimiz seminerlerimizde yazılım projeleri üretelim derdik. Bu projeleri savunma sanayii, eğitim sektörü gibi nitelendirerek arkadaşlarımıza seçenekler sunardık. Halen daha yazılım sektöründe bu saydığım alanlarda projelere ihtiyaçlar var. Günümüzde artık en popüler sektör ve uygulamaları barındıran internet ile bu sektörlere projeler üretilmesi bu alandaki bir boşluğu önümüzdeki 2 yıl içerisinde dolduracaktır.
Economist Intelligence Unit tarafından bu alanda çalışanlar arasında yapılan bir anketin sonuçlarını mutlaka irdeleyelim. Ve bu sonuçların istatiklerine hemen aşağıda bir göz atalım.
Hangi alanlarda Web 2.0 katma değer sağlar? Gibi konuları ele alıyor.

Bir diğer konu ise Community’ler yani Topluluklar. Şirketler artık bu alandada birşeyler yapma niyetindeler. Çünkü gerek müşteriler gerekse internet kullanıcılarını bir arada tutmak için en iyi havuz diyebiliriz. Web 2.0 gerek iş fırsatları gerek yeni servisler üretilmesi açısından inanılmaz zengin bir değer ![]()
Etiketler: Community, Kurumsal Uygulamalar, Semantic Web, Servisler, Sosyal Ağlar, Web 2.0, Web 3.0
Tarih: 5 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | Yorumda Bulunun
Tarayıcı Savaşları Kızıştı: Google’ın Pokemon Topu Karşımızda
İlk önce duyurularla haberimiz oldu ismini duyduk, hemen sonrasında Google’ın tüm dillerde yayın yapan arama motoru sayfasında indir’in bağlantısını gördük. Şahsen kendi görüşlerimi belirtmeliyim gayet hızlı ve basit bir tarayıcı olmuş.
Elbette eksikleri var özellikle Facebook’ta inanılmaz derecede patlıyor. Daha uzunca bir sürede Gmail gibi Beta zırhının arkasına gizlenecek, kimdenmi bahsediyorum, elbete –ki “Google Chrome’dan”… Popüler arama motorunun işletim sistemi çalışmalarının yanında sürdürdüğü tarayıcısını tamam artık zamanı geldi deneme amaçlı bir piyasaya sürelim görüşleri toplayalım düşüncesiyle yayınladığı Chrome tüm çevreler tarafından beğeniyle karşılandı.

Peki Mozilla’nın projesiyle ortalığı kasıp kavuran ve kendine ciddi oranda bir Pazar payı yakalıyan Firefox ne dedi dersiniz. Onlarında hoşuna gittiğini açıkladılar. Belkide en çok bu işte en fazla Pazar kaybına uğrayacak uygulamaların başında geliyor. Google’ın yıllardır çocuğu gibi baktığı kolladığı tarayıcısı Firefox artık öksüz bir yetim rolünü oynamaya hazırlanıyordu. Google’ın belkide düşüncesi yeter artık bu kadar kolladığımız artık büyüdüler kendi başlarının çaresine baksınlar düşüncesiydi.
Benim yakından takip ettiğim bu çalışma özellikle yurtdışı teknoloji haber sitelerinde inanılmaz bir şekilde tartışıldı ilgi gördü. Herkesin ortak bir görüşle konuştuğu Firefox ne olacaktı? Bu sorunun cevabını Google ileriki zamanlarda açıklayacaktır elbette. Ama ilk duyumlardan elde ettiğim izlenimler desteğimiz yine tam anlamıyla sürecektir Firefox’a diye…

Google’ın bu yönde izlediği politika ise, Mozilla ile birlikte hareket ederek güçlü rakipleri Microsoft’un Internet Explorer tarayıcısının ciddi Pazar payını kendi kontrolleri altına almayı hedefliyorlar. Her ne kadar bu süreçte Microsoft’unda IE 8’in yeni beta sürümleri ile kullanıcılarıyla buluşması bu alanda da rakiplerin birbirleriyle çok sert atışmalarda bulunacaklarını gözler önüne seriyor.
Buradan kim karlı çıkacak dersiniz? Elbette internet kullanıcıları. Çünkü bu sert ve tatlı rekabet’in sonucunda bir çok gelişmiş özellik ve en önemlisi tarayıcıların daha hızlı çalışabilmesi gibi ayrıntıların başı çekeceği özellikleri göreceğiz. Chrome için önünde çok uzun zaman var. Ama Google inanın müthiş hızlı çalışıyor şu sıralar. Gmail’de yaptığını Chrome’da da yapacak. Beta zırhının arkasında geliştirmeye ve güncellemeye devam edecek.
Yılların Opera’sını bile birkaç gün içerisinde geçerek % 2.618 gibi bir Pazar payına ulaşan Chrome’un geleceği müthiş parlak olacak. Şimdi sizlere şu andaki internet yaratıcılarının pazar paylarını gösterdiği bir çizelgeyi aşağıda paylaşıyorum.

Clicky şirketinin yaptığı bu analizlere http://getclicky.com/global-marketshare-statistics adresinden bakabilirsiniz…
Elbette bu yönde yazıp çizilecek çok şey var servisler tarafında. Onlarada şirketlerin geliştirme yeni versiyonları yayınladıkları zamanlarda göz atarız. Sizde eğer halen Chorme’u halen indirip denemediyseniz http://www.google.com/chrome adresinden indirebilirsiniz.
Son olarak aşağıda Google Chrome ile basında ve bloglarda çıkan bazı yayınların linklerini aşağıda paylaşıyorum…
Google Chrome’dan ilk güvenlik açığı
Chrome’un EULA Krizi nasıl çıktı
Chrome ilk 24 saatinde pazarı altüst etti
Etiketler: Chrome, Google, Google Chrome, Internet Explorer, Internet Tarayıcıları, Microsoft, Opera
Tarih: 5 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | 1 Yorum
Sosyal Platformlarda Paylaşılan Bilginin Değeri Artacak
Topluluk siteleri olarak nitelendirdiğimiz sosyal platformlarda paylaşılan bilgi ve içerikler son derece önem kazanmaya başladı. Aslında en önemli değerler blog’larımız evet blog’larımız. Çünkü blog’larımızda paylaştığımız içerikler son 1 yıldır inanılmaz derecede önem kazandı. Amerika ve Kanada dahil hatta bunlara Asya ülkelerinide katabiliriz ve hatta
Türkiye’de de blog yayıncılığı gitgide önem kazanmaya başladı.
Kişisel blog’larda paylaşılan bilgiler artık kurumsal blog’lara doğru kaymaya başladı. Bu yüzden bu yazımı yazarken paylaşılan bilginin değeri artacak diye kullandım. Bundan yaklaşık 2 yıl önceydi, bir makale okuyordum, makale bana Gartner araştırma şirketinden gelmişti. Gelecek’te paylaşılan bilginin değer artacak diyordu, çok değil aslında 2 yıl oldu henuz ama değer kazanmaya başladı bile. Hatta o zaman okuduğum ve blog’umdan da paylaştığım o yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Aslında arkadaşlar yanlızca blog’larımız değil, sosyal platform diye nitelendirdiğimiz sitelerin başında en sık kullandıklarımızdan olan Facebook, Myspace, Orkut, Wikipedia gibi. Bu liste uzayıp giderdi tabiki ama birkaç büyük platformu belittim. Düşünün facebook’ta gruplarda bir konuya cevap yazdınız yazdığınız bir mesajın içeriği o konunun anlamını yukarılara taşıyor ve internette ulaşılması gereken doğru kaynaklar arasına giriyor.
Peki sosyal platform’ların temel içeriklerini neler oluşturuyor? Buna en güzel cevap hemen aşağıdaki bu resim.

Bakın ben sadece blog yayıncılığını gruplar yada mesaj servislerinde kullanıcılar tarafından yazılan içerikleri belirttim. Ama bu çizelgede de gösterdiği gibi Video paylaşımları, Podcast’ler, Widget’ler, Rss servisleri, Micro Blogging (Twitter örneği)… Sosyal platformlara anlam katan konular bunlar.
İnternet girişimcisi arakadaşlarımızın mutlaka dikkat etmesi gereken konu, kullanıcı tabanlı bilgi servisleri olan mesajlaşma ve dosya paylaşımına önem vermeleri. Çünkü başta Microsoft, Google, Facebook gibi devler bu yöndeki servislerini güçlendirerek gelecek nesil olarak adlandırdığımız servislerini yayına acalaklar. Tekrar yineliyorum, web 2.0’a güç katanlar; Mesajlaşma ve Dosya paylaşımı içerikleridir…
Etiketler: Bilgi Paylaşımı, Blog Yayıncılığı, Facebook, Google, Micro Blogging, Microsoft, MySpace, Podcasting, Sosyal Ağlar, Sosyal Platformlar, Web 2.0
Tarih: 4 Eylül 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | 1 Yorum
Bilişim Sektörü İçin Gelecek Adımlar
CeBIT Bilişim ve Bilişim Zirvesi etkinliklerinde bir araya geldiğimiz bilişim sektörünün önde gelen üst düzey yöneticilerinden bir tanıdığım ülkemizin özellikle 2015 yılına kadar bilişim ve teknoloji alanında yapması gerekenleri güzel bir şekilde aktarmış. Oldukça güzel bir paylaşım. Sizlerinde incelerken eminim çok hak vereceğiniz bir durum. Ama gerçektende öyle, artık ulusal bazda ülkemizin ciddi atılımlar yapması gerekiyor teknoloji alanında. Bunu defalarca söylüyoruz, söylemeyede devam ediyoruz. Gelişmeler ne yönde olacak artık hep birlikte göreceğiz…

2015 için bugünden yapılması gereken kritik işler;
* Ar-Ge faaliyetleri ile inovasyona yatırım yapılmalı. Teknoparklar geliştirilip sanayi için bir bilimsel know-how yuvası haline getirilmeli.
* Teknolojik alanda donanım teknolojileri üretimi, teknolojideki değişimin yavaş olması nedeniyle karlı bir alan. Ar-Ge faaliyetleri ve inovasyon sayesinde bu alanda geliştirilen teknolojiler Türkiye’nin uzun vadeli kalkınmasını sağlayacaktır.
* Yazılım ve hizmet uzmanlığı sayesinde hem ülke içindeki kurumların büyümesi sağlanmalı hem de bu alandaki know-how’ın dışarıya ihraç edilmesiyle ülke kalkınmasına katkıda bulunulmalı. Özellikle mobil penetrasyonun yüksek olduğu ülkemizde mobil teknolojiler ve uygulamalar bakımından bölgesel güç olmaya aday.
* Yeni gelişen bilimsel alanlar arasında nanoteknoloji özel bir öneme sahip. Nanoteknoloji sayesinde birçok sektörde bilimsel üretim yapmak olası. Türkiye bu alana öncelikli yatırım yaparak dünya çapında bir uzmanlık bölgesi haline getirilmeli.
* Üniversite-sanayi işbirliğinde somut adımlar atılmalı.
* Türkiye’nin dijital dünyada yerini alması için bir an önce gerekli yasal düzenlemelerin tamamlanıp uygulanması, yatırımların yapılması sağlanmalı. Burada özellikle, 3. nesil teknolojilerine yatırım son derece kritik.
* E-sağlık, e-eğitim, e-sosyal güvenlik, e-adalet gibi dönüşüm projelerinin vatandaşla entegrasyonu sağlanmalı.
* Türkiye’nin genç nüfus potansiyeli, çeşitli eğitim programlarıyla fırsata dönüştürülmeli, girişimciliğin önü açılmalı. Geleceğin sektörü olarak görülen hizmet alanında yetişmiş insangücü oluşturulmalı.
* Avrupa Birliği e-dönüşüm kriterleri çerçevesinde plan, program kararlılıkla uygulanmalı. Sektörlerin AB uyum sürecinin doğru ve eksiksiz planlanıp harekete geçirilmesi sağlanmalı.
* Türkiye kendine özgü kalkınma modeli oluşturmalı. Bilgi üreterek ekonomik değere dönüştürmeli. Bu modelin en önemli bileşeni de yüksek katma değerli ürünler üreterek dünya pazarlarını hedeflemek olmalı.
* Yabancı sermayenin Türkiye’de yatırım yapmasının önünü açacak yasal düzenlemeler yapılmalı ve yatırım kolaylıklarının getirilmesi sağlanmalı. Ancak gelecek olan yabancı yatırımın tüketime değil üretime yapılması çok önemli. Neden Türkiye’deki yabancı şirketler burada Ar-Ge yatırımı, üretim tesisi vb yatırımı yapmasın?
* Bilgi ve bilişim tabanlı milli eğitim sisteminin oluşturulup uygulanması, genç nüfusun bilgisayar okuryazarlığı eğitimini sağlayacak politika ve uygulamalar geliştirilmeli.
* Bilişim sektörünün serbestleşmesi ve rekabetçi bir düzene kavuşması sağlanmalı.
* Özellikle telekom sektöründe ülkenin rekabet gücünü artıracak yeni nesil iletişim
sistemlerine yatırımın yapılması sağlanmalı.
* İnternet kullanımını yaygınlaştırmak için hem altyapı hem de içerik tarafında yatırım yaparak özellikle Türkçe içerik zenginleştirilmeli.
* Türkiye’nin bilişim teknolojileri ürün ve hizmetlerinin, yurtdışı pazarlara açılabilmesi için, devlet düzeyinde stratejik ve pazarlama desteği sağlanmalı
Umarım bütün bunlar gerçekleşir çünkü vakit kaybına tahammülü yok artık Türk bilişim sektörünün.
Sizlerinde bu yöndeki yorumlarınızı mutlaka bekliyorum…
Etiketler: 2015, 3G, Ar-Ge, Bilişim, Danışmanlık, Donanım, E-Eğitim, E-Ticaret, Türkiye Bilişim Sektörü, Teknoloji, Yazılım, İnovasyon
Tarih: 31 Ağustos 2008 | Kategori: Bilişim ve İnternet | Yorumda Bulunun
