IAB Türkiye Araştırmaları ve Bazı İstatistikler

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 23 Haziran 2009 – 04:53 -

Tüm dünyada 33 ülkede faaliyet gösteren ve Türkiye’de 2006 yılında kurulan; dijital dünyada ajans, yayıncı ve reklamverenin temsil edildiği platform olan IAB Türkiye, ölçümleme araştırmasını yürütecek olan kuruluşu belirledi. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra Danimarka’da da ölçümleme araştırmasını yapan Gemius’la yakında imzalanması beklenen sözleşmenin ardından, IAB Türkiye üyesi web sitelerinin trafik bilgileri, İnternet kullanıcılarının davranışları izlenebilecek.

İnternet mecrası için doğru veri üretilmesi amacıyla ölçümleme standartları ve kurallar oluşturan IAB’nin yönetiminde yapılacak ölçümleme araştırmasıyla reklamveren ve reklamcılar interaktif iletişime ilişkin stratejilerini somut ve tarafsız veriye dayanarak geliştirebilecek.

Elde edilen bu somut verilerin değerlendirilmesi sonucunda ajanslar, reklam yatırımlarını planlarken, mecralara kaynak aktarımı konusunda daha doğru kararlar verebilecek ve reklamverenler de kaynaklarını daha verimli bir şekilde değerlendirebilecek.

İnternet Reklam Pazarı Haziran 2009 Güncel İstatistikler

PricewaterhouseCoopers tarafından 10 Haziran 2009 günü açıklanan IAB Avrupa’ya yapılan AdEx (Reklam Harcamaları) Raporundan Avrupa İnternet Reklam Sektörü Üzerine Bilgiler:

- 19 IAB Avrupa Üyesi Ülkenin 2008 yılı Toplam Reklam Harcaması: 12.9 Milyar €

- İnternet reklam harcamları, reklam sektörünün tamamen düşüşe geçen diğer mecralarının aksine, bir önceki yıla göre % 20 arttı.

- Reklam formatları arasında % 43 ile başı search (arama) çekti.

- 14. sıradaki Türkiye, 2007’deki 98 Milyon €’luk Çevrim içi Reklam Harcamasını 131 Milyon €’ya çıkardı.

- Bununla birlikte Türkiye, yakaladığı % 33 büyüme ile 5. en hızlı büyüyen ülke oldu.

- 2008 yılında İnternet reklam harcaması en yüksek 6 ülke (İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya) Avrupa toplam reklam harcamasının % 81’ini oluşturdular.

- Arama formatında 2 Milyar 41 Milyon € ile İngiltere, display’de 956 € ile Almanya, seri ilanda 776 milyon € ile Fransa Avrupa’nın birinci ülkeleri oldular.

- 2008’de en fazla büyüyen İnternet reklam formatı, % 43’lük pay ile arama oldu.

IAB tarafında en güncel istatistikleri ve benim en çok beğendiğim sosyal medya platformlarının reklam analizlerini yorumlayan makalelerin yayınlandığı resmi site oldukça faydalı. IAB Türkiye’de nasıl bir güncel veriler sunacak bu çok önemli. Çünkü sektör tarafında reklam yayınları konusunda büyük şirketlerin analizlerinimi tutacaklar yoksa sektörü bütünüylemi ele alacaklar bu yönde bilgi sunulması iyi olabilir.

Sektörü bilgilendirme görevi gören IAB Türkiye sektör çalışanlarını yönlendirici, bilgilendirici ve etkin reklam yönetimi konusunda paylaşımlarda bulunmalı. Güncel istatistiklerden ziyade en önemli konuda budur diye düşünüyorum.

İşin özü, IAB Türkiye’de önümüzdeki süreçte site kullanımları, reklam yayın oranları, elde edilen gelirler bakımından verileri sunacak…

Bookmark and Share

Etiketler: , , , ,
Kategori: Sektörel Yaklaşımlar | Yorum Yaz »

Sosyal Platform Gücünü Oluşturacak, Yeni Stratejiler!

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 14 Haziran 2009 – 03:20 -

Bir süredir sosyal medya platformlarının kurumsal yapılarını ve uygulama geliştirmeleri safhalarını detaylıca inceliyorum. Böylesine güçlü ve aynı zamanda eğlenceli bir postansiyelin var olduğu sosyal medya platformlarının yarattığı global sinerjiyi gördüğüm zaman, ülkemizin artık bu arena da daha etkin oyuncular ile temsil etmesi gerektiğini, yeni yerli web projelerimizi gördükçe düşünüyorum.

Son bir kaç yazımda dikkatinizi çekmiştir! Kullanıcılar tarafından oluşturulan bağımsız içerikler “user gerated content” kısmına oldulça fazla değindim. Sosyal medya platformlarının can damarı konumunda olan içerikler tarafında artık bir takım yeni stratejiler belirlemek rekabet gücü oluşturmak açısından önemli rol oynayacak. Örnek olarak belirtmek gerekirse eğer aşağıdaki grafiksel tabloya bakmak yeterli olur.

Artık belli başlı sosyal medya platformlarının belirli kullanıcı portföyüne ulaşmasıyla birlikte bu alanda bir takım yenilikçi stratejiler geliştirmek zorunlu hale geldi. Myspace’in geçtiğimiz ay göreve yeni bir CEO ataması güçlü rakiplerine karşı artık reklam ve kullanıcı kaybına tahammüllerinin olmadıklarını açıkca belirtmiş oldular.  Yönetim kademesi olarak Myspace özellikle Facebook’a karşı izleyecekleri yeni stratejilerini şu şekilde paylaşmış oldular;

Buy a search engine

Admit Facebook is beating you on the Web and focus on owning mobile

Double down on global efforts

Parallel rebuilding of the MySpace platform

Focus on Building a Huge Social and Casual Gaming Business

Build a MySpace Virtual Currency

MySpace should launch a full-blown email service with a partner.

MySpace’s new CEO should build a team bonus program based on unique visitors and page views

Meet with top members and run a gazillion focus groups

Buy or build a network of high-value content sites

Yukarıda sırasıyla paylaşılan bu stratejiler özellikle yeni web girişimci arkadaşlarımızın iyi irdelemesi gerekiyor. İçerik yönetimleri, reklam yayın stratejileri, arama motoru optimizasyonları bu tür sosyal içerikli girişimlerinizin artık sitelerin temel gücü olmak zorunda. Ben Myspace’in bu stratejilerinin önümüzdeki 2-3 yıldaki web sektöründe etkili olacağını düşünüyorum. Sadece Myspace tarafında değil, tüm yeni web girişimlerinde…

Son olarak bir diğer konu, ülkemizde en büyük sorun olarak gözüken detay yatırımcı bulamamak. Ben şu şekilde düşünüyorum. Amerika’lı ya da Avrupa’daki yatırıcımcılara yol gösterecek yatırım analistlerinin yok denecek kadar az olması böyle bir sıkıntıyı yaratıyor malesef. Büyük portföylere ulaşmış web sitelerinin yatırıcımcı ya da ortak bulması kolay oluyor. Ancak melek yatırımcılardan ziyade geniş bütçeli yatırım miktarlarını bulamamayı ben bir noktada buna bağlıyorum.

Bookmark and Share

Etiketler: , , , , , ,
Kategori: Web Dünyası | Yorum Yaz »

Etkinlik rehberiniz: “Eventlet”

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 13 Haziran 2009 – 21:53 -

Değerli arkadaşım, Sarp Erdağ geçtiğimiz günlerde yeni projesi olan Eventlet’i kullanıma açtı. Kişisel projesi olarak internet tabanlı servislerin bir yenisi olan Eventlet hakkında kendi yorumlarını bizzat geliştiricisinden dinlemek sanırım faydalı olacaktır. (Ama unutmadan! Görüşlerinizi ve yorumlarınızı bekliyoruz…)

Sarp’ın kendi anlatımıyla projesi Eventlet ve girişimcilik deneyimi üzerine;

Son bir sene içerisinde lokasyon bazlı servislerin gitgide çoğalmasından etkilenerek, Mart 2009′da gerekli gördüğüm ve heyecan duyduğum bir proje üzerinde çalışmaya başladım. İnsan tek başına birşeyler yapmaya kalkınca özellikle zaman ve motivasyon çok önemli bir hal alıyor. Ve bu çalışma, her gün yeni bir teknolojinin, yeni bir metodun, yeni bir trendin türediği web uygulamaları alanındaysa iş daha da zor! Gerek teknik açıdan, gerek ise proje modeli açısından 3 ay gibi kısa bir süre içerisinde bile çalışmamın bir çok kısmını tamamen değiştirmek ve baştan hazırlamak zorunda kaldım.

Fikir basit aslında… Web teknolojileri, IT, sosyal medya, internet pazarlaması gibi ağırlıklı konulara ilgi duyuyorsunuz, Twitter, FriendFeed, Facebook ve diğer sosyal medya araçlarını yaptığız veya yapmak istediğiniz işler için kullanıyorsunuz… Bir yandan da ilgi alanınızdaki profesyonel konferanslara, seminerlere katılıyorsunuz. Sizin gibi, aynı kafa yapısındaki insanlar ile tanışyorsunuz bu konferanslarda ve iletişim ağınızı genişletiyorsunuz…

Fakat… İşinizin yoğunluğunda, sosyal medya bulutu içerisinde kaybolduğunuzdan veya basitçe herşeyi takip etmeye gerçekten vakit yetmediğinden, “nerde, ne var?”ı bilmek zor oluyor. Belki de geçtiğimiz hafta, hemen yanıbaşınızda, yeni ilgi alanınız olan “user experience” konulu bir “barcamp” vardı ve haberdar olsanız hemen gidecektiniz!

En iyi inovasyonlar insanın kendi ihtiyaçlarını kapatmaya çalışması üzerinden çıkarmış… Ben de upcoming, eventful, meetup ve benzeri türlü siteyi takip ediyor olmama rağmen gerçekten ilgilendiğim etkinlikleri elimin altında bulabileceğim bir rehber olmadığnı gördüm. İşin içine biraz da “social networking” öğeleri katarak ve özellikle Twitter’ın son zamanlardaki gücünden yararlanmaya çalışarak, Eventlet‘i geliştirmeye başladım. Eventlet, özünde bir etkinlik rehberi. İsteyen herkes organize ettiği veya katılmaktan heyecan duyduğu etkinlikleri siteye ekleyebiliyor.

Eventlet’in Facebook Events’den farkı nedir?

Daha çok 500 ve üzeri katılımcının olduğu ve profesyonel organizatörler tarafından düzenlenen etkinlikleri rehbere ekliyor olmamız veya Twitter’da konuşulan, hashtag’ler ile taglenen ve insanların real-time güncellemeler ile sürekli etrafa duyurduğu ve içerik sağladıkları etkinlikler olmaları. Tabii metod böyle olunca etkinlik tipleri de otomatikman daha çok teknoloji, sosyal medya, pazarlama, PR gibi konulara kayıyor. Twitter üzerinden, katılmakta olduğu “betonarme teknolojileri” konferansından cep telefonu ile tweet yapan bir inşaat mühendisi düşünemiyorum…

Eventlet üzerinde bir etkinlik sayfasına göz attığınızda, etkinlik ile ilgili yer ve zaman bilgilerine ek olarak, etkinliğe katılmak isteyen ve Eventlet’e üye olmuş kişileri görebiliyorsunuz. Veya Twitter’dan event ile ilgili yorumlarda bulunan kişileri ve yazdıklarını okuyabiliyorsunuz. Eğer etkinlik gerçekleşmiş ve fotoğrafları Flickr’a konmuşsa, Flickr tabı üzerinden bu fotoları görebiliyorsunuz. Aynı şey YouTube videoları için de geçerli. Bir de yakın zamanda SlideShare üzerinden etkinlikte yapılan sunumların slide’larını bu sayfa içerisine dahil etmeyi düşünüyorum.

Uygulamanın bir diğer fark yaratan özelliği de şimdilik basit bir recommender sistemini içinde barındırması. Eventlet, sizin profilinizde belirttiğiniz ve ilgi duyduğunuz konulardaki etkinlikleri, size olan yakınlıklarını da hesaba katarak önünüze sunabiliyor. Tabii şu anda site içerik olarak minimal düzeyde olduğu için, bir de özellikle Türkiye’de iseniz, çevrede gerçek anlamda Eventlet’in hedeflediği türden etkinlikler fazla yapılmadığı için karşınıza fazla sonuç gelmeyebilir.

Rehberdeki “event” sayısı arttıkça tavsiye sisteminin daha iyi çalışacağını düşünüyorum. Son olarak, her site için bir üyelik açmaktan nefret ettiğim için Eventlet’e Twitter Connect ile giriş yapabilme özelliği ekledim. İçerik olarak da Twitter ile hayli haşır neşir olduğumuza göre, Twitter hesaplarını siteye bağlayan üyeler ile farklı etkileşimlerde bulunmak güzel olacak. Twitter, gerçekten oynaması zevkli bir API’a sahip ve nereden ne çıkacağı belli olmuyor. Her gün onlarcası türeyen Twitter uygulamaları da bunun bir göstergesi…

Web uygulaması geliştirmek teknik açıdan artık hiç de zor değil. 3 ay gibi kısa bir sürede, açık kaynaklı, ücretsiz araçlar, framework’ler kullanarak, çok ucuza sunucular bularak minimal ücretlerde source-control hosting ile hızlı ve rahat bir şekilde uygulamanızı hazırlamak mümkün. Ama!.. Tek başınaysanız ve tamamen zamanınızı kafanızdaki fikri canlandırmaya adamışsanız bile herşeye yetişmek mümkün olmuyor. Bu işin grafik tasarımı var, içerik sitesi hazırlıyorsanız en az teknik kısımlar kadar ilgi göstermeniz gereken içeriğiniz var. Özellikle blog siteleri için sanal ortamda türemiş şöyle ünlü bir laf vardır.

“Content is the king”

Bu daha sonra,

Content is the king but marketing is the queen and she runs the household”a dönüştü.

Yani, içeriğin yanısıra ürününüzü biraz promote etmelisiniz. Duyurmalısınız, “halkla ilişkiler” yapmalısınız. Cicili bicili web 2.0 grafikleri hazırladınız, gecenizi gündüzünüze katıp teknik açıdan da siteyi mükemmel hale getirdiniz, içeriğinizi oluşturmaya başladınız, bir yandan da hafiften pazarlamaya başladınız. Eee bir yandan da konu ile ilgili blog yazıları, açıklamalar, haberler yazıyorsunuz…

Hepsine yetişmek mümkün değil, öğrendim ki bir girişim yapacaksanız küçük de olsa sağlam bir ekibe ihtiyacınız var. IT sektöründe 3-4 kişilik bir ekiple harikalar yaratılabileceğini, hatta daha fazlasının koordinasyon açısından zararlı olacağını düşünmekteyim.

Son olarak; Eventlet hakkında gelen önemli sorulardan birisi de bir iş modelinin olup olmadığı konusunda. Sizin de bildiğiniz üzere içerik sitelerinin biraz iş modeli sıkıntısı var.

Yani ya reklamlarla donatacağız siteyi, ya ileride popüler olursa etkinliklerini eklemek isteyen organizatörlerden ücretler talep edeceğiz ya da… Hmm, ya da sizin fikriniz vardır, bir iş modeli bulur gelirleri paylaşırız :)

Sizlerinde Eventlet hakkındaki görüşlerinizi bu blog yazısındaki yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirseniz sevinirim. Eventlet’i kullanıp yorumlarınızı paylaşacağınız için de ayrıca teşekkürlerimi şimdiden sunuyorum ;)

Bookmark and Share

Etiketler: , , , , , ,
Kategori: Web Dünyası | 3 Yorum »

Gelecek Öngörüsündeki Ters Köşe: GoogleZone

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 12 Haziran 2009 – 03:14 -

Bu video’yu 3,5 yıl önce izlemiştim. Tekrar arşivlerime bakarken blog üzerinden paylaşmak istedim. İnternet’in popüler servisleri ile gelişmeye başladığı dönemlerde, Amerika’lı bazı stratejistler gazetelerdeki köşe yazılarını teknoloji’nin geleceği öngörülerine adarlardı.

Bu öngörü bu yazının konusu olan internet’in en büyük alışveriş sitesi Amazon.com’un Google’ı alması yönündeydi. Yani çok fazla uzun değil, yaklaşık 2015 yılına gelindiğinde internet’in sessiz devrimcisi Amazon Google gibi bir devi alacağı yönündeydi. Elbette oldukça sıradışı bir görüşü ortaya çıkaran durumdu bu. Hatta adını bile hazırlamışlardı. GoogleZon…

Belkide Amerika’lı internet girişimcilerinin vizyonu bu yöndeydi. Çünkü daima büyümek ve daima global anlayışla hizmetler sunmak. Düşünün bir her ne kadar uçuk kaçık görüş olsa da alanınızda değil belki ama hizmet sunduğunuz sektördeki bir şirketten daha büyük bir konuma gelmek tüm girişimcilerin ortak hedefidir. Bir bakıma bu yönde paylaşılmış bir öngörüydü. Şimdi tam tersi düşünelim. Amazon değil de Google Amazon’u alsa? neler olur :) Daha fazla yorum yapmadan, aşağıdaki video’yu hemen izlemenizi öneriyorum.

Bookmark and Share

Etiketler: , , ,
Kategori: Web Dünyası | Yorum Yaz »

Gelecek & Trendler – Enerjinin geleceği

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 10 Haziran 2009 – 03:07 -

Dün bir iş toplantısı için Siemens’de bulundum. Toplantı sonrası şirketin enerji verimliliği alanındaki çözümleri ve çalışmaları hakkında ilgili mühendisler tarafından çeşitli bilgiler edinme fırsatım oldu. Ben bu yazıda şirketin çalışmalarından ziyade genel olarak enerjinin geleceği hakkında oldukça faydalı ama bir o kadar da düşündüren bilgileri sizler ile paylaşmaya karar verdim.

Günümüzde enerji temini büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelecekte daha büyük bir rol oynayacağını, ancak fosil yakıtların da yakın gelecekte halen hakim olacağını varsayıyor.

Özellikle kömürün, tüm dünyada vazgeçilmez olmaya devam edeceği düşünülüyor. Bununla beraber, rotanın her geçen gün dogalgaz ve yenilenebilir enerjiler tarafına dönmesi ve enerji temininde özellikle rüzgar enerjisinin payının artması bekleniyor.

- İnsanoğlunun ilerlemesinin arkasındaki itici güç olan enerjiye talep her geçen gün artıyor.

- Dünyada 2005 yılında 18 milyon olan enerji ihtiyacının 2030 yılına kadar 35 milyon kilovat saate çıkacağı öngörülüyor.

- Artan bu ihtiyaçlara cevap verebilmek içinse enerjinin ekonomik ve ulaşılabilir olmasının yanı sıra tüketicilerin de enerjiyi, çevre bilinci ile tüketmeleri büyün önem taşımakta.

Küresel ekonomi her geçen gün büyümeye devam ederken dünya nüfusu da sürekli artıyor. Buna paralel olarak artan enerji talebini karşılamak için tüm enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması gerekiyor. Bu da güneş, rüzgar, biyoyakıt ve jeotermal enerjiler söz konusu olduğunda, enerji üretim maliyetlerinin ayrı ayrı düşürülmesi ve sürekli değişen erişilebilirliğin düzenli hale getirilmesi anlamına geliyor.

Enerji verimliliği nedir?

Enerji verimliliği, en basit şekliyle harcanan her birim enerjinin kaliteyi etkilemeden daha fazla hizmet ve ürüne dönüştürülmesi olarak tanımlanıyor. Siemens tarafından paylaşılan bilgiler şu yönde:

“Enerji verimliliği ısı, gaz, buhar, basınçlı hava ve elektrik gibi enerji formlarında olabilen enerji kayıplarının önlendiği, ekonomik değeri olan her çeşit atığın geri kazanımının sağladığı, endüstriyel süreçlerin yeni teknolojilerle desteklendiği, daha verimli enerji kaynaklarının kullanıldığı ve bu sayede kaliteden ödün vermeden enerji tüketiminin en aza indirildiği önlemlerinin bütünü olarak değerlendirilebilir. ”

Siemens Türkiye genel müdürlüğündeki ziyaretimdeki en çok dikkatimi çeken ve fırsatım olduğundan bilgi alabildiğim bir konu enerjinin geleceği hakkında bazı notları sizler ile paylaştım.

İşlerimin yoğunluğu nedeniyle bilişim sektörü ve internet alanındaki yazılarıma bir süredir ara verdim. Fırsat buldukça arayı açmamak için bazı notlarımı paylaşabiliyorum. Ancak! sosyal medya ve internet stratejileri hakkında yazmaya önümüzdeki günler de devam edeceğim…

Bookmark and Share

Etiketler: , ,
Kategori: Sektörel Yaklaşımlar | Yorum Yaz »

Dünya 2050’ye Kadar Neye Benzeyecek?

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 07 Haziran 2009 – 13:37 -

Şu sıralar hem Fütürizm hem de küresel çevre konuları ile ilgili pek çok değerli gelecek tahminleri duyuyoruz. Bu konuda onlardan bir tanesi.  1 Kasım 1943′de Cezayir’de doğan Fransız ekonomist, yazar, siyasetçi Jacques Attali’nin ‘Dünya 2050’de neye benzeyecek?’ kitabının kısa tanıtımı olarak aşağıda yer almaktadır.

Ekonomist ve politika bilimcisi Jacques Attali’ye göre, 2025’e kadar geleceğin dükkânında bizim için sakladığı şey…

Ana fikir:

Korsanların cinnet geçirip Avrupa’nın şehir merkezlerinde kendilerini vurdukları; içecek su kıtlığıyüzünden savaşların çıktığı; İslam ve Hıristiyanlık arasındaki küresel bir çarpışmanın II. Dünya Savaşı’nı bir su baloncuğuna çevirdiği bir dünya düşünün. Ekonomist ve politika bilimcisi Jacques Attali’ye göre, 2025’e kadar geleceğin dükkânında bizim için sakladığı şey budur.

Attali, geçmiş deneyimlerin geleceği gösteren olaylar olduğu inancıyla, “mümkün olan, değişeni ve değişmeyeni” izole etmek için geçmişi dokuz ayrı döneme ayırarak insan türünün tarihini Homo Habillis’e kadar araştırıyor ve bu eğilimleri gelecek asra uyguluyor. Attali’nin tahminleri, gazeteciliğin geleceğinden (tamamen kâğıtsız) ekonomik krizin sonuna (yaklaşık 2011) kadar uzanıyor ve insanı hem kışkırtan hem de ödünü kopartan geleceğe bir göz atıyor.

Altı Çizilenler:

Amerikan imparatorluğunun geleceği hakkında: “Çok uzun bir mücadeleden sonra ve ciddi bir ekolojik krizin ortalarında, hâlâ egemen olan imparatorluk – Birleşik Devletler – en sonunda, 2035 civarında piyasaların (özellikle finans piyasalarının) aynı şekilde küreselleşmesiyle ve kurumların gücüyle bozguna uğrayacak.

Kendisinden önce diğer bütün imparatorluklar gibi finansal ve politik açıdan tükenen Birleşik Devletler, dünyayı yönetmeyi bırakacak. Ancak gezegenin başlıca gücü olmaya devam edecek; yeni bir imparatorluk ya da egemen ulus onun yerine geçmeyecek. Dünya, bir düzine kadar bölgesel gücün işlerini yönetmesiyle geçici olarak çok merkezli olacak.”

İklimin geleceği hakkında:

“Sıcaklık değişikliklerindeki belirgin artışla, doğada çok önemli değişiklikler olacak. Ağaçlar daha hızlı büyüyecek ve daha kırılgan hale gelecek… Çok daha önemlisi: Çok daha fazla kıyı şeridi yaşanmaz hale gelebilir. Dünyanın en büyük yedi kenti, liman şehridir ve dünya nüfusunun üçte biri kıyı şeridinde yaşıyor… Eko‐göçler, 2050’ye kadar on kat daha fazla olacak.”

Klonlamanın geleceği hakkında:

“Hastalanan organları onardıktan sonra, onları üretmek ve ardından yedek bedenler yaratmak isteyecekler. Önce embriyoyu yok etmeden kök hücre soyları üretecekler ve bu, genetik tedaviyi etik olarak kabul edilebilir yapacak, sonra üretken klonlama yapacaklar. Son olarak insanı, yapay bir rahim içinde insan eliyle ısmarlama olarak üretecekler ve bu da beynin önceden seçilmiş özelliklerle daha da gelişmesine imkân tanıyacak. İnsanoğlu böylece ticari bir nesne haline gelecek.”

Bir Fütüristler Derneği paylaşımı olan “Dünya 2050’ye Kadar Neye Benzeyecek? kitabı hakkında detaylı bilgiye buradan, yazar Jacques Attali ‘ye ise web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bookmark and Share

Etiketler: , , , ,
Kategori: Sektörel Yaklaşımlar | Yorum Yaz »

Çok özel bir yapım ‘Yuva’ belgeseli…

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 05 Haziran 2009 – 15:34 -

Çekimleri 3 yıl süren belgeselde gökyüzünde devri-i alemle dünyanın nasıl değiştiğini bu muhteşem ama bir o kadar ürküten gerçeklerin olduğu belgesel bugün NTV Yeşil Ekran’daydı…

Kesinlikle muhteşem ve özel bir yapım. Çekimleri 3 yıl süren ve 54 ülkede, havadan çekilen görüntülerle inanılmaz bir görsel mesaj sunan belgeselin yönetmenliğini Yann Arthus-Berntrand üstlenirken dağıtımını Luc Besson sağlamış.

Belgesel’den Notlar

90 ülkede, milyonlarca izleyiciyle buluşan bu görsel şölenin anlatıcılığını Glenn Close üstlenmiş. Ana mesaj olarak “gezegenimizin geleceğini kurtarmak için hala geç değil” sözü vurgulanıyor. Ancak YUVA’nın (Home) alanında birbirinden deneyimli isimlerden oluşan ekibinin de söylediği gibi, karamsar olmak için artık çok geç!

İnsanlık geçtiğimiz birkaç kısa on yılda, gezegenin yaklaşık dört milyon yıl süren evrimle kurulan dengesini altüst etti. Ödenecek bedel ağır, ama artık karamsar olmak için çok geç: İnsanlığın bu gidişatı tersine çevirmesi, Dünya’nın zenginliklerini yağmaladığının farkına varması ve tüketim kalıplarını değiştirmesi için hemen hemen 10 yılı var.

Ürküten Bazı Rakamlar

- Dünya nüfusunun yüzde yirmisi, gezegenin kaynaklarının yüzde seksenini kullanıyor. GEO4, UNEP (United Nations Environment Programme) 2007

- Dünya’da, gelişmekte olan ülkelere edilen yardımın 12 katı, askeri giderlere harcanıyor. SIPRI Yıllığı, 2008 (Stockholm International Peace Research Institute) OECD, 2008 (Organization for Economic Cooperation and Development)

- Bir milyara yakın sayıda insan açlık sınırında. FAO, 2008 (Food and Agriculture Organization of the United Nations)

- Her yıl, 13 milyon hektar orman yok oluyor. FAO, 2005

- Bir günde 5000 insan kirli içme suyu yüzünden ölüyor. Bir milyar insan temiz içme suyuna ulaşamıyor. UNDP, 2006 (United Nations Development Programme)

Peki bu muhteşem Filmin ritmini nasıl oluşturmuşlar?

Filmin yönetmeni Yann Arthus-Berntrand şöyle anlatıyor; Filmin hızdan uzak bir akışının olmasını istedim. Helikopterin ağırlığı ve kullandığımız kamerayla ilintili teknik kısıtlamalar, bizi birçok sahneyi yavaşlatılmış gösterimle çekmeye yöneltti. Bu benim sinema filminde sevdiğim bir özellik – insanı derin düşünceye sevk ediyor. Bu ayrıca sizin dinlemenize ve düşünmeye son vermenize de yol açan bir film. İnsanlar filmin söylemek zorunda olduğu şeylerin bir bölümünü duymaktan hoşlanmazlar ama herhangi bir ödün vermeye hazır değildim, diyor…

Tanıtım Video’su – İngilizce

Filmi arşivinizde bulundurmak istediğiniz takdirde DVD’si çıkacak. Onun bilgileride yakında zamanda internet üzerinden e-ticaret sitelerinde ve kitapçılarda bulabileceksiniz.

Film hakkında en detaylı Türkçe içeriğe ntvmsnbc üzerinden bulabilirsiniz.

Bookmark and Share

Etiketler: , , ,
Kategori: Etkinlik İzlenimleri | Yorum Yaz »

Yeni Arayışların Son Dalgası “Bing” ve Sosyal Etkileri!

Yazar: Ufuk KILIÇ | Tarih: 01 Haziran 2009 – 07:02 -

Biliyorsunuz! Yakın zaman önce Microsoft internet alanında bir hizmet sunmak üzere Bing adında bir arama motorunu duyurdu. Amaç bu alandaki pastanın büyük dilimini elinde bulunduran Google’a karşı güçlü bir alternatif sunmak.  Google’ın Wave dalgasının hemen ardından Microsoft’un cevabının bu yönde olması iki arada bir derede kalan Yahoo ’ya ise tam anlamıyla yeter artık dedirten hizmetler silsilesinin son halkası oldu.

Deyim yerindeyse sektör tam bir cadı kazanı. Ancak! benim değinmek istediğim biraz sosyal platformlara etkisi ve bu tür sektör girişimlerinin yeni internet projelerine olacak olan etkisini aktarmak.

Nedir bu “Bing”in Olayı?

Microsoft tarafından anlatıldığı şekilde aktarıyorum; Bing internet kullanıcılarına daha ilk sayfadan itibaren en doğru sonuçları sunmayı hedef ediniyor. Yeni motor, arama alanında “yepyeni bir tecrübe” vaad ediyor. Motordaki en önemli yenilik, bilgilerin web sitelerine bağlantılardan ziyade alt başlıklarla sunulacak olması. Örneğin, “Türkiye” kelimesini arayan birinin karşısına Türkiye’de tatil, turizm, gayrimenkul, kültür gibi temalar gelecek ve kullanıcılar bunlardan istediğini seçebilecek.

“Karar vermeye yardımcı unsurlar” da arama motorunda kullanılacak. Örnek olarak, en ucuz seyahat bileti bulmak veya fiyatına, yemeklerine, atmosferine veya internet kullanıcılarının verdiği nota göre lokanta seçmek bing arama motoruyla çok kolay olacak. “internet kullanıcılarının sorularına cevap verecek anlamsal program” olarak tanımlanan “Bing”, Microsoft’un “Live Search” arama motorunun yerini alacak. Hatta almaya başladı bile.. bkz: Live.com

Anlamsal İçeriklerin Sosyal Platformlara Etkisi!

Arama motorlarının sosyal medya platformlarına etkisi içerik paylaşımları yönünde olması kuvvetle muhtemel olarak görünüyor.

Ayrıca aranılan içeriklerin sosyal platformlarıdaki ziyaretçilerinizin anlık profilini çıkartan bu yapıda , sitenizde hangi kelimeleri aradığına ve hangi sayfaları gezdiğine göre mantıksal sonuçları , matematiksel sorgulara dönüştürmesi bu tür semantik web projelerinin temelini oluşturmakta. Aslında arama motorlarının gerçek işlevselliğindeki amaçları gelecek nesil arama standartlarını oluşturup, veri akışlarının sağlanmasındaki önemli kaynaklar olan sosyal ağların bir bakıma “içerik ayrıştırıcısı” görevini görecek olması önemli bir popülerite sağlayacak.

Bu platformların çeşitli gadget ve widget’ler ile desteklenecek olması web girişimcileri açısından önemli bir gelir potansiyeli sunuyor. Basit bir şeikilde bakarsak eğer, Twitter için yapılan tüm blog, masaüstü uygulamalarını ele aldığımızda basit ama işlevsel platformlar yaratmak bu alanda da kendini hissettirecek.

Bookmark and Share

Etiketler: , , , , ,
Kategori: Web Dünyası | Yorum Yaz »